14 Mart 2010 Pazar

Diyarbakırspor ve Futbol'da Şiddet


Geçen haftadan beri hemen hemen bloga yazı yazmıyorum, daha doğrusu yazamıyorum. Çünkü giriş yaptığım zaman gözüme çarpan yazılar beni endişeye sürükledi. Aynı şekilde çoğu forumlara girmek, yazıları okumak istemiyor canım. Bunun sebebi geçen hafta Diyarbakırspor maçında çıkan olaylardı. Bugün Baskın Oran'ın yazısını okuyunca biraz soluklanma imkanı bulmuştum ki öğleden sonra yine olaylı bir maç seyrettik. Ben bazı insanların yazdıklarını okuyunca utanıyorum. İnsanlığımdan utanıyorum resmen. İçimizdeki küçük Hitler'leri görünce çocuklarımın bana ileride söyleyeceği şeyler için şimdiden utanıyorum. Ancak artık birşeyler yazmak ve içimi de dökmek istiyorum.

Öncelikle ne geçen hafta yaşanan vahim olayların ne de bugün yaşanan rezaletin savunucusu olmayacağım tabi. Ben herkesin bir bahane ürettiği meşhur ''Sulu'' derbi hakkında aynı tarafta yer aldığımız kişileri de en ağır eleştirmiş kişilerden biriyim. Ülkemizde maalesef futbol'da şiddet sorunu var. Her ne kadar bu konunun üstü kapatılmaya çalışılsada bu bir gerçektir. Tabi bazı gruplar kendi menfaatlerine ters düşeceği için başlarını kuma gömmeyi seçiyor. Sürekli bahane üretmeye çalışıyor. Geçen hafta sahaya atılan yumruk büyüklüğünde taş ile herhangi bir maçta sahaya atılan ufacık 1 kuruşun arasında bana göre fark yok. Bir insan keyif almak için gittiği bir karşılaşmada, gönülden desteklediği takımı görmek için gittiği karşılaşamada neden sahaya bir yabancı madde atma ihtiyacı hisseder bunu anlayamıyorum. Bir keyif oyununu, bir kişisel zevki mastürbasyon aracı olarak görmek ve kendini tatmin etmek asıl sorunumuz. ''İnsanlar bütün haftanın sıkıntısını atıyor'' orada diye bir argüman artık televizyonlarda ve gazetelerde bile karşımıza çıkıyor. Peki bu sıkıntıyı atmak işini o günü bir karnavala çevirerek yapmak varken, kavga-dövüş ve küfür ortamıyla yapmak niye? Tabi insanları böylesine modern zamanlar arenasındaki seyirciye döndüren ''Endüstriyel futbol''un bundaki payını atlamıyorum. O konu hakkında daha sonra ayrıntılı bir yazı yazmayı düşünüyorum. İnsanlara takım sevgisi yerine rakip takım düşmanlığı ve kulüp müşteriliği aşılayan sistemin çürüklerinden biri de bu şiddet.

Diyarbakır'da ve bugün İstanbul'da yaşanan olaylar 2 kesimi sevindirdi. Öncelikle ilkinden yani Diyarbakır cephesinden bakalım.

PKK, devletin Diyarbakırspor'u bilerek finanse ettiğini ve halkın futbol ile uyutulduğu tezini şiddetle savunur. Burada yazdığım ''Şiddetle'' kelimesi tam anlamıyla oturuyor herhalde. Bu yerine göre doğru bir sav olabilir. Salazar ve Franco 3F( Fado, Fiesta, Futbol) ile senelerce halkı uyuttu tezi meşhurdur. Tabi burada olayın uyuma kısmına da dikkat etmek lazım. Çünkü örgütün istediği uyumasınlar bilinçlensinler değil bize katılsınlardır. 1980 darbesi sonrası başlayan apolitikleşme süreci zaten yeni nesil gençleri bitirmiş vaziyette. Politika, Felsefe, Güzel Sanatlar gibi kavramlar yeni nesil için öcü gibi şeyler. Ben politikadan anlamam demek bir ''Karizma'' katıyor kişiye. Bu sebeple futbolla alakalı olmayan bu gençlerin zaten siyaset veya felsefe ile alakalı olacağını da düşünmüyorum. O boşluğu mevcut sistem mutlaka başka bir şeyle dolduracaktır. Politika ile alakalı olan kişiler de zaten futbol seyretse de seyretmese de kendi dünya görüşlerine göre fikirlerini genişletmeye devam edeceklerdir. Politika ile alakalıdan kastım tabi abilerden, babalardan, dayılardan görülen ve girilen siyaset değil. Okunulan öğrenilen, fikir yürütülen bir politika ve siyaset anlayışından bahsediyorum. Yoksa ''Biz babamızdan böyle gördük'' siyaseti zaten epey güçlü ve apolikleştirilmeye çalışılan kesimlerde onlar değil. Diyarbakırspor ve taraftarları kendi içlerinde tarihi bir fırsatı kaçırmıştır. Eğer gerçek bir politik tavır koyup tribünleri ona göre şekillendirebilseler, örgütlere bağlı kalmasalar ve özgün olsalar bir milat yaratabilirlerdi Türkiye'de. Mesela St.Pauli gibi ''Diyarbakırspor ırkçılığa karşıdır'' pankartları ile bezeseler tribünleri. Bir gamalı haça yumruklarını vurabilselerdi hatta Adana Demirspor'un Livorno ile yaptığı tribün kardeşliği temasını(Gerçi Diyarbakırspor'da Livorno ile kardeş kulüp sayılır) örneğin bir A.Bilbao, Celtic, Marsilya ile yapıp o kulüpleri şehirlerine davet edip ırkçılık karşıtı  turnuva düzenleyebilselerdi. Maçlardan önce bir ''Bandiera Rossa'' patlatıp Türkiye'nin muhalif kesimi olabilselerdi çok daha farklı bir tartışma yaşardık. Ama maalesef şehir bu ağırlığı kaldıramıyor. Daha doğrusu ülke kaldıramıyor. Che'nin kaleci olduğu ve futbolu sevdiği gerçeği(Hatta Emperyalist Amerikanın sporu Beyzbolu da severdi uykucu!!), Zapatistaların yine futbolcu ünlülerle kurduğu dirsek teması, Evo Morales'in ülkesindeki stadyum için verdiği savaşı yazmakta boynumuzun borcu. Onlar da çok uykucuymuş, pehh!!

Şimdi ikinci olarak değineceklerim ve yazacaklarım daha ağır olacak. Tayyip Erdoğan meclis konuşmalarından birinde; '' Şehitler gelsin de oylarımız artsın diye bekleyenler var.'' demişti.Yaptığı 1684651313 tane  gafa rağmen bu sözünü dikkate değer bulmuştum ve üzerinde epey düşünmüştüm. Diyarbakırspor için de benzer cümleler kuracağım. ''Diyarbakırspor maçında olay çıksa da adamlara sallasam.'' diye bekleyenler epey bolmuş memlekette. Avrupa'nın envayi çeşit takımı ile maç yaparken dahi Fenerbahçe'yi desteklemeyen güruhtan bazıları Diyarbakırspor maçında Fener yense duasına yatmıştı daha dün gibi. Peki bu denli nefret uyandıran ne? Ben insanların bu kadar keskin söyleyemeyecekleri bazı şeyleri Diyarbakırspor üstünden rahat rahat söylediklerini düşünüyorum. Kürt sorununa, Demokratik açılıma ''Faşist'' yaftası yememek için köşeleri azıcık törpüleyip yazanlar iş Diyarbakırspor'a gelince çok rahat sövebiliyor. Başka bir şehirde bu olaylar yaşansa aynı güruhun şu yazdıklarını yazmayacağına adım gibi eminim. Adım gibi...

Diyarbakırspor çok büyük ihtimalle küme düşürülecek. Belediyenin muhalefeti, devletin desteği, halkın benimsememesi derken kaçan fırsatı gören yok. Yine defolsun gitsinler girizgahları gırla gidiyor. Kendilerini kanun koyucu yerine koyanlar kararları hemencecik bağlıyor. ''Bir daha lige alınmasınlar.'' Batman Belediyesi de alınmasın mı, Vanspor'da alınmasın mı, herhangi bir Doğu Anadolu bölgesi takımı da alınmasın mı? Zaten PKK'nın da istediği o. İki taraf içinde hayırlı olur aslında. Arada bu milliyetçilikten midesi bulunan bizlerde rahatlamış oluruz.

Ayrıca Diyarbakırspor'un, Hizbullah terör örgütünün gündüz vakti sokak ortasında katlettiği Gaffar Okkan'a nasıl sahip çıktığını, tribünlerde devletin emniyet görevlisinin nasıl bir saygıyla anıldığını da unutur bu az tereyağlı, bol salça soslu milliyetçiler. Oyuncuların verdiği selamları unutur. Tribünlerdeki pankartları unutur. Faili meçhule düşen, yakalanan 3-5 göstermelik zibidilerin de elden kaçtığı o katliamı unutan ve unutturanlara inat Diyarbakırspor resmi sitesi hala yer verir Okkan'a.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder